6 Mart 2010 Cumartesi

beklenmeyen

bir yurt koridoru, sessiz ama alabildiğine aydınlık, tam ortada bi sandalye üzerinde, biraz acıklı, yaş olmuş 24...

birinden kopamamak sadece biz istemediğimizde olur. biz hazır değilizdir, yada kendimize okadar kızgınızdır ki acı çektirmek isteriz. sanki bir bedel gerekliymiş gibi. ya olmadığında acı yerine kalan boşluk... bitmesi daha çok korkutur adamı acı değil hiç değil. bi süre sonra neyi seçtiğini bile hatırlamazsın nedenler toz olur gider.

derlerki birine vereceğin en büyük ceza onu affetmekmiş.
denedim çoğu kez ama canımı yakmayana kişilere. asıl acıtanları ise... başaramadım henüz.


bugün bir arkadaş(?) hırs ve başarma isteğimi kaybettiğimi söyledi. haklıydıda. ne garip başardım diyebileceğim sadece tıp fakültesine giriş var. iyi de bunun bir çıkışı olmalı. kaldı ki hayat bundan ibaret değil.

hislerime güvenirim. mantık adamı olduğumu düşünebilirsiniz aslında hislerime göre hareket ederim mantığıma uygun bir neden bulamasamda. henüz yanıltmadı beni.

işte bu günden çıkarılan iki kelime. AFFETTİM SENİ ve BAŞARICAM.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder