30 Aralık 2009 Çarşamba

incelikler yüzünden

yeni başlangıçlar için hep bir şansımız var. herzaman eninde sonunda yılbaşına gelince insan kendini sıfırlamış gibi hafif hissederek giriyor yeni seneye. uygulanmasına gerek yok kararların. kimse yapmadın diye bu şansı elinden de almayacak.daha büyük hediye olur mu? karşılıksız çek misali...

tüm bir senenin anlizini yapamayacak kadar yorgunum. eminim kızlarla kutlama yaparken zaten yeni senenin gelişini bile anlamayacağım. kararlar almaktan ve uygulayamamaktan sıkıldım. sadece benim için kurallar var şu saattlen sonra. değişmez altın kurallar. birazgeçmişe dönüş aslında benimkisi. hak edene hak ettiği kadar sevgi verme.

ikili ilişkilerde kendimi suçlamaktan bıktım usandım. artık ben önemliyim eğrisiyle doğrusuyla. kimseyi değiştiremem olur diye kendimi kandıramam. lütfen beni değiştirmeye çalışmasınlar artık.

kıskandım mı hayır. sadece içimde derinde bir sızı artık. keşke yok asla, ama neden ne gerek var sorusu kulaklarımda. neyse uzadı bu konu. yeniyle birlikte bir sünger çekmeli olanlara affetmeli ve geçmeli. hoşçakal....

beklentim çok en çokta mutluluk yönünden. mutlu olmamak için hiçbir nedenim yok. eksiklere yanmak mutsuzluk olmamalı. olsa olsa derin bir özlem. olması gereken zamanla olur zaten.

yeni yıl zihnimi temizle lütfen. en çok ihtiyaç duyduğum bu. tüm sevdiklerim yanımda kalbimde olacak. hak edelenler hak ettiklerim hep benimle ötesi yok. şimdide bardağın dolu tarafından bakmaya çalışalım bakalım. kimbilir belkide aradığım herşeye zaten sahibimdir...,


herkese mutlu yıllar. çünkü hak ediyorsunuz. var mı ötesi?

26 Aralık 2009 Cumartesi

hayat !!! senden alacağım var

bu kadar cesur olmak, istemek ve almak isterdim. bir gün biri seni kim bu hale getirdi nasıl bukadar kendini hayatın akışına kaptırıp herşeyi kabullenebildin?? diyerek aslında hayatımın en can alıcı sorusunu sormuştu ne garip. haklıydı üstelik

garip bir nöbet sonrası farkettiğim bir yığın. herşey öğreniliyo hiç bir şey hayatın sonu değil. unutamayacağım bakışlar... ne garip doktor olmak insan olmamak mı? kendimi insalık dışı buldum bir an. üzülmemeye çalışmak yanlış yapmamak içinbir duvarın arkasına saklanmak. o bakışlar deldi zırhımı yarın unutacak olsamda. belkide o yarını göremeyecek daha 17 sinde.

farklı insanlar farklı olaylar ama aynı duygu. üstüste binen yanlızlıklar ve güçsüzlük

Dün gece seni sevdiğimi söyleyecektim
Sana ihtiyacım var diyecektim
Nedense sustum
Çünkü sen bundan korkacak kadar özgür
ve korkup benden kaçacak kadar bencilsin
Dün gece hafifçe mırıldandın rüyanda
Sonra dönüp gülümsedin uykunda
üstüme alındım
Çünkü ben bundan korkacak kadar tutkun
ve korkup senden kaçacak kadar yorgunum
Bir bencille bir yorgun
Ne yapar şu hayatta
Belli etmeyiz ama
İki korkağız biz aslında
Belli etmeyiz ama
İki aşığız biz aslında
Uzun uzun seyrettim seni uykunda
Saçlarını okşadım sen gözlerini açtın
Ben kapattım bütün gece
Seni sevdiğimi düşündüm söyleyemedim sustum
Nedense sustum
Nedense sustum
Nedense sustum

bir bencille bir yorgun= korkak

henüz bitmedi daha fazlasını istiyorum senden. benden bukadar kolay kurtulamayacaksın. hayat isteklerimi henüz gerçekleştiremedim bile. çok az kaldı.hesaplaşıcaz...

20 Aralık 2009 Pazar

bir yerden başlamalı insan

anlamak için kaç olay yaşanmalı şu hayatta. değer bilmek bukadar zorlaştı mı gerçekten. bazen nereye koşturuyoruz diye soruyorum kendime. neyin acelesi bu yeni bir yolumu bulundu hayatı yaşamanın.
yeni başlangıçlar için bazen en dibe değmeli, ayakları toprağa değmeli. ben dibe yaklaştığımı hissediyorum ve hiç umursamıyorum. daha iyisi için bunlar yaşanmalı. hernekadar durdurmak istesemde zamanı bir yerinden yakalamalı. çevresindeki halkayı genişletebilmeli.
aslında dengeyi henüz bulamadım bencil olmakla bencil yaşamak arasındaki ince ayrımı yapabilmeyi istiyorum. sanırım huzur orda başlıycak. insan kötü gününde öğrenir ya dostunu düşmanını öyle zamanlar geçiriyorum ve kime yakınım bilmiyorum. anladığım tekşey yanlız kalmamalıyım.
olup biteni yok saydığımı zannediyordum ama bi yağmurun yağışına bile ağlarken buluyorum kendimi. odamın penceresinden szülen duman içimi rahatlatmıyor ne de elimdeki şişe. mutlu olmak çok uzak zaten sadece mutsuz olmamaya çabalıyorum. durup halime bakma dışardan kendimi incelemek çok zor artık. acıyı yaşamayı öğrenmek gerek yansıtmak daha çok acıtıyor.
bütün bunlar bitince bir yerden başlamalı insan olduğu yeri hatırlamalı yeniden plan yapmalı yeniden yaşamayı öğrenmeli yeniden sevmeli. yeni insanlara güvenmeli yeni yeniden.

13 Aralık 2009 Pazar

istanbula kar yağmalı

buraya geldiğim ilk sene kar yağdı.sınavlar ertelenmiş tatil olmuştu. ilk defa istanbul okadar uzun karlar altında kalmış. hiç sevinmemiştim. dışarı çıkıp hiç keyif almadım hatta içten içe kızdım kapana kısılmış gibi hissettim . dışarı çıkmama engeldi ve üşürdüm çıkarsam. kendimi koruyabildiğimi sanıyordum suçluda tabiki kardı.oysa üşümeli insan, kendini her durumda görebilmeli yoksa nasıl güçlenirki. kaçırdığı hayatı nerden bilebilir ya da koruyabilir mi gerçekten.
evet yağmalı şöyle doya doya üşümek çocukluğumda yaşayamadığımı yaşamak için. belkide ruhumu kurtarmak duvarları yıkmak için.

neden insan sürekli keşke der. ve neden yeni baştan farklı bir hayat diler. hergün değişirken ne istediğimiz hayatımıza giren her insanla şekillenirken kaybettiklerimizle bir parçamızı uğurlarken neden. neye yarar ki aynı şeyler yaşanacaksa. hem bir anı değiştirmek bütünü nekadar sarsabilir. yarın yok dün ise asla bugün esas olan peki nekadar uyabiliriz ki bu söze ruhumuza işlenmişken korku.

bi insan nasıl olurda yaşadığı anının zıttını düşünüp acı çekebilir. bugünlerde mutlu olduğum anların ardından derin bir hüzün kaplıyor aniden hızına yetişemiyorum artık. sonra anide bir sevinç. aslında hangisinin benim davranışım olduğunu kestiremez oldum. geçici olan hangisi. bir an ailem olduğu için sadece varlıkları için şükrederken, gelecek kaygılarım zorunluluklarım için endişe duyuyorken , bir yandan sevgilim yok diye hüzünlenirken seviğim insanları dostlarımı görüp sevebildiğim için şükrediyorum. bulunduğum konumla mesleğimle gurur duyarken ileride beni sokacağı pozszisyonları düşünerek korkuya kapılıyorum.

3 gün üç farklı insan. anladığım tek şey bi insan neyi kaldıramıyorsa o başına gelen en kötü şeydir. nekadar büyük olduğunun önemi yok sadece taşıycağından fazla olması yeterli. herkeste biraz geçmiş ve gelecek korkusu var. farkettiğimse ben çok derin acılar çekmedim. kendimi korudum çoğu kez yansıttım düşüncelerimi bedenimde ağrı olarak ya da yüzümdeki kızgınlık ifadesini yıllarca taşıdım. insanlara güvensiz olmasamda mesafem öyle gösterdi. şimdiki durumumda farklı değil aslında iyiyim hemde bir çoğuna göre mükemmelim. bazen derin bir acı duymadan mutluluğun kıymetini bilemiyceğimi düşünüyorum belki mazoşistçe ama sorarım bu ne yaparsam yapayım mutlu hissedememem başka

evet istanbula kar yağmalı ve ben huzurlu olmalıyım.

5 Aralık 2009 Cumartesi

düşünmek herzaman en büyük zamanı kaplar peki ya uygulamak.

hep uygulamanın zor olduğunu söyler insanlar bi türlü anlamam. uygularken zaten başka bir şey düşünmeye başlarsınız ve hayat akışında çabalarınız silinip gider. farketmezsiniz bile. ama düşünmek öylemi hep aklınız karışır hep bi acabayı yan çizmeyi planlarsınız.
ilanı aşk etmek bir zamanlar zordu. sevemeyeceğimi düşünürdüm. ya da birinin söylediği gibi sevemem sanırdım. ne olduğunu bilmemek ve zamanı geldiğinde fark edememek en büyük korkumdu. biraz baside alsamda buaralar daha iyi hissediyorum. hem ne çıkar bu da yaşanmalı. malum felsefemiz bu ya.
zaman bensiz aksın diye çabalarım devam ediyor. bi tarafım yok uyuşuk artık hissetmiyorum. kaygılı olmalıyım. koyvermemeliyim. isteklerim belliyken bu hayatı ıskalama korkusu varken olmasa da olur ben yaşarım zihniyetide artık işe yaramaz. yapılacaklar belli. tıpkı çin falı gibi boş kaldıklarında kendilerine ve çevrelerine zarar verirler. işte ben buyum. düşünmeyecek kadar meşgul olmalıyım.
çalış çalış çalış. ötesi yok. sonrası yok. bugün var ellerinde. kaybedilmeyecek kadar değerli. bir kabusa bırakılmayacak kadar gerçek. sil kafandaki korkuları. akışına bırakıp yaşamak bu değil. herzaman tektin bu kolay olan.